MEVLANA'NIN 7 ÖĞÜDÜ
"Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol,
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol,
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol,
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,
Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol,
Hoş görülükte deniz gibi ol,
Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol."
Hz. Mevlana
MEVLANA'DAN İNCİLER
.....................................................................................................................................................
Gel, gel...
Yine gel.
Kafir, mecusi, putperest olsan da yine gel...
Bizim dergahımız umutsuzluk dergahı değildir.
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...
.....................................................................................................................................................
Kardeşim sen düşünceden ibaretsin,
Geriye kalan et ve kemiksin,
Gül düşünür, gülüstan olursun,
Diken düşünür, dikenlik olursun...
.....................................................................................................................................................
Kamil odur ki; koya dünyada bir eser,
Eseri olmayanın, yerinde yeller eser.
.....................................................................................................................................................
Kimin aşka meyli yoksa, o kanatsız bir kuş gibidir; vah ona
Kim benlikten kurtulursa, bütün benlikler onun olur.
Kendisine dost olmadığı için herkese dost kesilir
.....................................................................................................................................................
Çoban uyudu mu kurt emin olur.
.....................................................................................................................................................
Cahil kimsenin yanında, kitap gibi sessiz ol.
.....................................................................................................................................................
Ezel sofrası üzerinde her ne kadar halk kavgadaysa da, yediler ve yerlerse de, sofra yine o sofradır,ondan hiçbir şey eksilmez. O olduğu gibi durur.
Bir kuşu bir dağın üstüne konsa, sonra uçup gitse, dağda bir fazlalık veya bir eksiklik
görünür mü?
.....................................................................................................................................................
Baskalarına imrenme, çok kimseler var ki senin hayatına imreniyorlar.
.....................................................................................................................................................
Herkesin bakmadığı yönden bak dünyaya.
.....................................................................................................................................................
Şu tenimiz ruhumuzun bir köşküdür. Orası bir tepe, bit yıkık yer değildir. Ruhumuz bizim biricik dostumuz, yârimizdir. O, bize hiçbir zaman yabancı olmaz. Gönül yolu, korkunç bir çölden geçer. Yürekli bir er, Rüstem gibi bir yiğit olmayan oraya nasıl varabilir?
Oraya varacak kişi, bir pehlivan gibi hasmını yere vuran, çeşitli gıdalarla bedenini besleyen, kuvvetli, güçlü kişi değildir. Oraya varacak kişi, nefsini yenen, kendi benliğini yıkıp alt eden, dünya âşığı değil, Allah âşığı olan kişidir.
Böyle bir kişinin bedeni mezara girince; mezarın toprağı ile örtülünce, o bedenden tohum nasıl başverir yücelirse, tıpkı onun fini Hak tarafından kabul edilmiş ağacı yükselir, boy atar. Nurlu bir gönül erinden başka, o nura âşık olan kimdir?
Aşk mumu, pervanenin gönlünden başka neyi yakar?
.....................................................................................................................................................
Gönlü aydın bir kişiye kul olmak, padişahların başına tâc olmaktan iyidir.
.....................................................................................................................................................
Ey benim canım, şu toprak perdesinin ötesinde, gizli bir zevk, gizli bir mutlu yalayış vardır. Her şeyi gizleyen bu örtünün altında, yüzlerce güzel Yusuflar vardır. Bu ten, bu görünen beden ortadan gidince, asıl varlığın olan ruhun kalkar.
Ey sonsuz olan ruh, ey fani olan ten! Bu halin nasıl olduğunu anlamak istersen, her gece kendine bak. Uykuya dalınca tenin ölmüş gibidir. Ruhunsa cennet bahçelerine kanat çırpmaktadır.
.....................................................................................................................................................
Pişman olmayı kendine âdet edinirsen boyuna pişman olur durursun! Nihayet bu pişmanlığa da daha ziyade pişman olursun! Ömrünün yarısı perişanlıkla geçer, öbür yarısı da pişmanlıkla heder olur gider! Bu fikri, bu pişmanlığı terk et de, daha iyi bir hâl,
daha iyi bir dost ve daha iyi bir iş ara!
.....................................................................................................................................................
Bir adamın birçok hüner, fen, bilgi sahibi olduğuna bakma! Verdiği sözde duruyor mu?
Vefâsı var mı? Ası ona bak! Hakla ettiği sözleşmeyi yerine getiriyorsa, insanlara verdiği sözde duruyorsa, vefâlıysa onu istediğin kadar öv! Onun iyi vasıflarını bir bir say!
O, senin övgünden, saydığın meziyetlerden daha üstün bir kişidir.
.....................................................................................................................................................
Şöhret âfettir; şöhret peşinde koşmak, iyi tanınmak için uğraşmak, insanlığa yakışmaz.
Eğer sen hakikati, aşk incisini arıyorsan, görünüşten kurtulman, deniz dalman, derinliklere inmen gerek! Yoksa şöhret, gösteriş, deniz kıyısına düşen köpüktür.
.....................................................................................................................................................
Kötü huy kılavuzun oldukça mutlu olacağım sanma! Sen sabaha kadar gaflet uykusundasın, ömürse kısadır. Korkarım ki, sen bu uykudan uyanınca gündüz olur.
.....................................................................................................................................................
Haydi şu benlikten kurtul, herkesle anlaş, herkesle hoş geçin. Sen kendine kaldıkça, bir habbesin, bir zerresin fakat herkesle birleştin, kaynaştın mı, bir ummansın, bir madensin! Bütün insanlarda aynı ruh vardır, ama hepsinde de aynı yağ bulunmaktadır. Dünya da çeşitli diller, çeşitli lügatler var, fakat hepsinin da anlamı birdir, çeşitli kaplara konan sular, kaplar birleşirler, bir su hâlinde akarlar. Tevhidin ne demek olduğunu anlar da, birliğe erersen, gönülden sözü, mânâsız düşünceleri söküp atarsan, can, mânâ gözü açık olanlara haberler gönderir, onlara gerçekleri söyler.
.....................................................................................................................................................
Mevlandan Bir Hikaye
Mevlana Hz.leri gece namazında iken ,
Şeytan İnsan Kılığında Gelir,
Hiç istifini bozmayan ve ilgilenmeyen Mevlanaya Seslenir,
-Yaa Mevlana, Otuz Yıldır Dergahına Gelir Giderim , Bir Gün Bile Farketmedin Beni,
Mevlananın Cevabı ise,
- Biz Senin Otuz Yıl Önce İlk Gelişinde Kapıda Ayağının Tökezleyip Düştüğünü bile biliriz,
Biliriz , Lakin Söylemeyiz,
Her Gördüğümüzü Söylersek Bize Deli Derler..
Mevlâna’yı Mevlâna Yapan Tebrizli Şems
Hazreti Mevlânâ
.....................................................................................................................................................
|